Bir Akşamüstü
Amsterdam'da rengarenk bir yolculuktayken bir soruya takıldığımı hatırlıyorum. "Bu düşünceler nereye gidiyor? Biz onları düşündükten sonra?". Anılarımız da öyledir. Kilidini açıp girdiğin odalar gibi... bir an hatırlarsın sonra senin zihninde hala var olduğunu bilmediğin başka anları, düşünceleri hatırlarsın. Yaşamak nedir sorusunu burada tartışacak kadar beynimi yoracak bir günde değilim. Zaten düşünce tembelliğim geçen zaman içinde öyle bir noktaya ulaştı ki, artık hayatımı bir otopilotta yaşıyorum gibi. Sadece fiziksel yorgunluklar hoşuma gidiyor. Arada, çoğu zaman sanat üzerinden yeni ya da düşünmeyi biraz olsun gerektirecek bir şeyle karşılaşınca büyük bir sürprizle karşılaşmış gibi oluyorum. Etkileniyorum, müthiş ilham buluyorum. Ancak bu çoğu zaman rastlantılardan oluşuyor. Bir süredir kafam önümdeki tatile kilitlendi. Elimdeki işleri bitirirken, okul çağında yaz geldikten sonra bahçeye bakıp derse aklını vermekte zorlanan çocuk gibiyim. Beni çeken ne derseniz, ...