Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Oyun ve Gerçek

Sözcükleri büyük büyük çiğnedi; bir süre ağzında çevirdi durdu. Karanlık sokaklarda yağmur parıldıyordu. Koca bir gece daha. Tükürdü. Çevrede kimse yoktu.  Şarabından bir yudum daha aldı. Bir yudum daha. Zaman gibiydi içmesi. Bir yudum daha. Şişeyi bitirmek mi istiyordu yoksa biteceğinden mi korkuyordu?  Duvarda bir cam patladı. Anı. Geçen günün hafızası mıydı yoksa çocukluğundan kalma bir şeyler mi? Tekrar patlasın istedi. Ellerine baktı. Kana ve şaraba bulanmıştı.  *** Bir sessizlik düşünüp içinde kayboldu. Kapkaranlık bir denizin içinde yavaş yavaş ilerler gibi. Sonsuz bir huzur. Gözlerini kapattı. Gerçek bir an düşündü. Suskunluğun tek söz olduğu anlardan birine gitti. Olağanca gücüyle içinden bağırdı.  Suyun dibine daldı. Deniz halkı ona hem yabancıydı hem de yabancılarla dost olmaya ihtiyacı vardı. İçinde en ufak bir korku yok. Sadece kabullenilmiş bir anın verdiği huzur.  *** Bilmemek isterdi. Görmemek. Yaşamak değildi bu ama... parmağıyla durmasını işare...

Karlı Bir Pazar Yazısı

Intro Kendim bileli sayılara sembolizm ve anlam yüklemek hosuma gitti. Gerçek bir anlamdan bahsetmiyorum. Sadece bir şeyleri bir yere sabitleme, motivasyon noktası yaratma gibi işlevler içindi.  Defterler dolusu kendi hayalimce düzenlediğim spor ligleri var. Kendi isimlendirdiğim takımlar, her ligin kendine ait puanlaması, kuralları. En sevdiğim kısımlardan biri de bunları zar üzerinden oynatıp sonra istatistiklerini almaktı.  ÖSS'den önceki gece ya da bir önceki gece, hala balkonda yerde zar atıp kendimce averaj hesaplarken bizimkilerin koridorun ucundan göz attığını hatırlıyorum.  Bu ilgi nerede tıkandı derseniz anlamlandırma ve anlamlandırmayı geliştirme aşamasında diyebilirim. Sadece bilgisayara karşı oynadığınz bir oyundan saatler belki günler sonra kalkarken olan farkındalık hali gibi. Bir de belki katsayı sistemini geliştirmemiş olmak. Tembelliğim mi mani oldu yoksa anlam yükleyişlerimin ömrü mü yetmedi bilmiyorum ama bu liglerdeki takımlara dinamizm yükleyemedim. ...

Ahmak

Eskiden gece yazmazdım. Sabahları daha analitik, daha objektif, ve açıkçası daha çok çalışan zihnim akşamları üç noktalarla biten daha dramatik cümleler kurmaya daha meyilli olurdu. Hala da öyledir. Ancak eskisi kadar önemsemiyorum yazmayı. Ki bu yüzden daha çok yazabiliyorum zaten.  Bugün buraya yazacaklarım, derli toplu bir yazıdan ziyade, kısa bir iç konuşma tadında olacak gibi.  **** Yaşadıklarımızı önemsersek acıtabiliyor. Her şey için geçerli. Daha çok zayıf karnın oluyor, kırılabilir değerli bir şeyleri taşımak gibi. Bu hayatta çok düşünmek lazım bunlara kalkışmadan evvel. Ancak yine, şu da doğru: Eğer önemsemezsek yeterince; hayatın tadı tuzu da gidiyor. Canını acıtmayan canına dokunmuyor da. Belki en haklı ama en boktan, ve bu çağda en zor işlerden biri şu hayatı nasıl tutacağını bilememek. Çünkü hayat tek pencereden yaşanmıyor, sanki toplumdaki işçi hakları gibi, birlik olmadıkça elini uzatan daha çok zarar görür genelde. Ancak öbür türlü dedim ya, monoton bir işe gi...

Yapay Zeka & Fenerbahçe

Isınma | Intro? Uzun süre sonra 4 gün üst üste spor yapma fırsatı buldum. 20-25 dk kürek, 35-40 dk koşu mixiyle ilerliyorum. Aşina olanlar bilir; harika bir his. Insanın moduna çok yardım ediyor + kendine dair bir şeyler yapma hissi güzel. Ayrıca ben kişisel olarak bir hedef planlayıp onu takip etmekten de hayli keyif alıyorum. Açıkçası şu dönemde spor ya da iş, bu tarz meşgalelerin hayatımda önemli yeri var, iyi ki varlar.  1. Bölüm | Yapay Zeka Ve yapay zeka. İnsanlar sık sık ChatGPT ya da Gemini ile aramda olan şeyi soruyor. Sexting mi, dating mi, yoksa hayırlara vesile bir yola mı girdik :) Hiçbiri. Ancak hayatımın en temelinde bir yerde durduğu da aşikar. Bu gruba yakın zamanda Claude'u da eklemek istiyorum. Eski yazılar hatta kitap üzerinden bir edit, çeviri ve sonra da belki sesli bir versiyon oluşturmaya çalışacağım. Yeni alışkanlıklar ekleme konusunda muhafazakar ve ağır birisiyim ancak en geç bu ay sona ermeden Claude ile de yakından flört etmiş olmayı umuyorum.  Gem...

Bakü - %40 Kent Rehberi

Bayağı bir Perşembe akşamının içinden yazıyorum. Hayat çoğu günü güzel ve dolu kılabileceğimiz bir yol olsa da bazen insanın içinden gelmiyor. Ya enerjisi, ya isteği ya da olduğu insan buna izin vermiyor.  Hayatı - özellikle de kendim nedenli - ıskaladığımı hissettiğimde bazen bir duraksıyorum Olayı çok abarttığım zamanlar aklıma geliyor, kötü bir deneydi/yöntemdi. - o nedenle ben savurgan halimle de barışıp bu yaşın huzuruna geldim ya.. Uzatmaya gerek yok, en sevdiğim sözlerden biridir...  -it is what it is.  *** Bakü'ye indiğimde havanın aydınlanmasına daha iki saat vardı. Biraz havalimanında oyalandım sonra gündoğumuna doğru Hazar Denizi'ne bakan kentin bulvarına geldim. Neredeyse kimse yoktu, hava buz gibiydi. Rüzgar insanın içine işliyordu.  Ne şairane hissettim eski zamanlar gibi, ne de başka bir şey. Bir anlam aramaya mı gitmiştim; pek sanmıyorum. Ben galiba, cevapları da içimde bildiğim inancıyla, kendimle eskisi kadar açıktan konuşmuyorum.  Bulunduğum y...