Kayıtlar

Evde İlk Gece

Saat 23. Yeni evimde ilk gecem.  Her şey yabancı. Verdiğim hiçbir karardan pek emin değilim. Hiçbir eve, şehre gece giriş yapmayı, başlamayı sevmem. Zaten karanlığı sevmem. Ama bugün bir yerden başlamak istedim.  Bizimkiler finansal olarak desteklediği için daha kaliteli yatak, koltuk o bu alabilirdim ancak o yoldan gitmedim. Tamamen kalitesiz de almadım. Ortaya karışık bir şey oldu her şey. Onlar her zamanki gibi yüksek yatırım, kalite ve uzun vade düşünüyor benim ise hayatta en temel duygu bağlanmamak. Yarın öbür gün mutsuz olursam değiştirebileceğim mobilyalar, taşınabilir öteberi ile özgür kalmak. Bu iki uç arasında tam ortada bir şey oldu. Kafamda tek bir kişi karar almıyor yine aslında, sanki bir meclis consensusla karar alıyor ve içerisi çok kalabalık. Ev biraz ilginç. 59 m2 ve 2+1. 2 güzel banyosu var ama hadi ben tek neyse de yarın öbür gün tekrar bir kızarkadaş olduğunda 2. kişi için nasıl giysi o bu yer yaratılır henüz kafamda oturmadı. Yer altında otoparkı bugüne k...

Cariad

23 Temmuz 2026.  Bu bir önyazı. Bu haftasonu daha uzun ve düşünülmüş bir yazı yazacağım. Önümüzdeki dönemde de arkası gelecek.  Bu ay sonuyla birlikte yeni evime taşınıyorum. Yer yatağına yakın bir alçak yatak, bir çalışma masası, bir katlanır yemek masası, sinema havası verir diye kırmızı aldığım 2li kanepe ve duvara gelecek bir tv. 59m2. İstesem de fazla dağıtamam.  Hayatımda yemek hep önemli bir yerde oldu. Birkaç dopamin bağımlığımdan biriydi. Fazlasıyla doydum. Kendimi bildim bileli, yalnızlıklarımda da eş dost ya da partnerle olduğumda da, yemek hep oradaydı. Farklı rollerde, farklı işlevlerde.  Son dönemde ise yemeği bir kaynak ve zaman kaybı gibi görmeye başladım. Boşlukları doldurmak için kullandığım, ancak aslında boşlukları derinleştiren bir şey oldu. Buna ara veriyorum. Zamanımın artık gerçekten esas şeyleri ıskalamak ya da ertelemek için çok değerli olduğunu hissediyorum.  Beni tanıyanlar sayılarla aramda biraz sayko bir ilişki olduğunu bilir. 12,21...

Babaannemin Balkonu

That's how it goes Everybody knows. Perşembe günü öğlene doğru annemden bir mesaj aldım. Babaannem kalp krizi geçirmiş. Ambulansla hastaneye alınmış vs vs. İlk birkaç saniye şok olduktan sonra, telefonlaşmaların da etkisiyle atlatılmış bir risk olarak kabul ettim; hatta gün içinde konuyu zaman zaman unuttum.  Akşamüstü işten çıktığımda ise yeni bir telefon konuşmasında 48 saatin kritik olduğu tarzı ifadeler geçmeye başlayınca kardeşimi de alıp akşam İzmir'e doğru yola çıktım. Gece 3'e yakın hastaneye vardık. Bizimkileri ilk kez orada aradım. Eve geçmişler çünkü babaanne yoğun bakımdaymış zaten görme şansımız yokmuş. Biz de eve devam ettik. Daha kapıdan girdiğimiz esnada babamı görmeden telefon sesini duydum. Hastaneden arıyorlardı. Bir süredir kalp masajı yaptıklarını ama pek umutlu olmadıklarını anlatıyordu. Meali babaanne yolcu; gelin isterseniz...  Sonrasını uzun uzun anlatmayacağım. Onunla ancak gasilhanede yıkandıktan sonra vedalaşabildim. Buz gibi alnından öptüm. Son ...

Yeni Başlangıçlar

Bir noktada hepimiz faydacıyız. Kim kendini ne kadar karşısına alıp konuşuyor bilmiyorum ancak herkes özünde bir şeylere inanıp, oynadığımız oyunun bir tür kural seti, yapısı, kullanım kılavuzu olduğuna ikna olup tüm bu olan biteni, yaşamak dediğimiz, anlamlandırma peşinde.  10 günlük Asya turuna yalnız gittim. Çünkü içimde bir yerlerde bazı olduramadığım kısımların aklımı rahat bırakmadığını ve her anımda biraz eksik biraz dağınık olduğumu hissediyordum. Biraz da alışkanlık ve düşünce tembelliği olabilir bu seçimim. 2.5 senedir aralıkları olsa da bir ilişkinin içinde olmuşken seyahatlerin çoğunun yalnız olduğum dönemlere denk gelmesi tesadüf değildir.  Velhasıl, her şeyin tam ortasında gibi hissediyorum. Her ölümü başlangıçlar takip eder. Aradaki zamanlarda yas olabilir, ya da bazıları sonradan hisseder, bazen de yaslar, yaşamak sandığımız süreçlerin içinde yaşanmaya başlar.  Ne için? Tüm bu nefes alıp verdiğimiz, hikayeler uydurup, biblolara, resimlere şişelere doldurup...

Bir Akşamüstü

Amsterdam'da rengarenk bir yolculuktayken bir soruya takıldığımı hatırlıyorum. "Bu düşünceler nereye gidiyor? Biz onları düşündükten sonra?".  Anılarımız da öyledir. Kilidini açıp girdiğin odalar gibi... bir an hatırlarsın sonra senin zihninde hala var olduğunu bilmediğin başka anları, düşünceleri hatırlarsın.  Yaşamak nedir sorusunu burada tartışacak kadar beynimi yoracak bir günde değilim. Zaten düşünce tembelliğim geçen zaman içinde öyle bir noktaya ulaştı ki, artık hayatımı bir otopilotta yaşıyorum gibi. Sadece fiziksel yorgunluklar hoşuma gidiyor. Arada, çoğu zaman sanat üzerinden yeni ya da düşünmeyi biraz olsun gerektirecek bir şeyle karşılaşınca büyük bir sürprizle karşılaşmış gibi oluyorum. Etkileniyorum, müthiş ilham buluyorum. Ancak bu çoğu zaman rastlantılardan oluşuyor.  Bir süredir kafam önümdeki tatile kilitlendi. Elimdeki işleri bitirirken, okul çağında yaz geldikten sonra bahçeye bakıp derse aklını vermekte zorlanan çocuk gibiyim. Beni çeken ne derseniz, ...

Gezmek ve Başka Birtakım Şeyler

Bugün işten çıktıktan sonra metronun daha varoşa çıkan kısmına yürüdüm. Kapısının önünde ufak tek bir masası olan bir yerde helva yiyip çay içtim, sokağı izledim. Mekanın işletmecileri olduğunu düşündüğüm bir abi kardeş beni gerçek bir tebessümle uğurladı. Herkesin asgari ücretli çalışan olduğu günümüzün pahalı cafe çalışanları yerine kendi mekanına müşteri gelmesinden mutlu olan bir ikiliye para kazandırmış olmak hoşuma gitti. Günün en sevdiğim saatinde, günbatımı ışığının arasında eve doğru uzun uzun yürüdüm.  Hayatım boyunca hep o tip yerleri ve evleri sevdim. Yani mahalle arası, eski. Sokağa, yaşama senin de dahil olduğun evler. Benim çocukluğum mahallede geçti. Durumumuz kötü değildi ama çocukken sokağın geri kalanından kendimi hiç de farklı bir yerde görmedim, öyle hissetmedim. Sonra İstanbul başladı. Babam yönetici oldu. Ve biz siteye taşındık. Sokakla arana yarı sembolik bir duvar çekildi. Ortaokulda bir yerde ders çalıştım. Okulum da diğerlerinden daha ön plana çıkan bir ş...

Biraz ondan biraz bundan..

Hayatı yaşamak kolay mı zor mu, emin değilim.  Her yolda başka eksiklik var. Her yolda da dokunup cebine atabildiğin bir şeyler bulabiliyorsun.  Zamanda ilerlemek çoğalmak mı eksilmek mi, ondan da emin değilim.  Hayatı önemsemek. Aslında o mu bu mu sorusunun büyüklerinden biri bu.  Hayatı önemsemeyebilirsin. İnsan yaratımı değerler, yani birbirimize anlattığımız ve birbirimize inandırdığımız şeyler üzerine yaşayıp bu hikayelere yaşam diyoruz. Bunların çoğunun asıl değeri nedir, meçhul. Benim bu konudaki görüşüm şuna yakın: kendini anın içinde dahi inandırabildiğin her şey yaşama yakındır.  Anılar bizim zihnimizde var. Anılar yaşayan organizmalar gibi zihnimizde evrilir. Ve tüm geçmişimiz, tüm yaşanmışlıklar ve olaylara dair düşündüklerimiz sadece bize özgü. Hikayenin ortaklarında dahi farklı gerçekler yazılı. O zaman bu gerçek midir?  Evet. Bence gerçeklik iddiasında bulunabileceğimiz şey kendi düşüncence gördüğündür. O yüzden çok fazla gerçeklik var, ve bi...

Oyun ve Gerçek

Sözcükleri büyük büyük çiğnedi; bir süre ağzında çevirdi durdu. Karanlık sokaklarda yağmur parıldıyordu. Koca bir gece daha. Tükürdü. Çevrede kimse yoktu.  Şarabından bir yudum daha aldı. Bir yudum daha. Zaman gibiydi içmesi. Bir yudum daha. Şişeyi bitirmek mi istiyordu yoksa biteceğinden mi korkuyordu?  Duvarda bir cam patladı. Anı. Geçen günün hafızası mıydı yoksa çocukluğundan kalma bir şeyler mi? Tekrar patlasın istedi. Ellerine baktı. Kana ve şaraba bulanmıştı.  *** Bir sessizlik düşünüp içinde kayboldu. Kapkaranlık bir denizin içinde yavaş yavaş ilerler gibi. Sonsuz bir huzur. Gözlerini kapattı. Gerçek bir an düşündü. Suskunluğun tek söz olduğu anlardan birine gitti. Olağanca gücüyle içinden bağırdı.  Suyun dibine daldı. Deniz halkı ona hem yabancıydı hem de yabancılarla dost olmaya ihtiyacı vardı. İçinde en ufak bir korku yok. Sadece kabullenilmiş bir anın verdiği huzur.  *** Bilmemek isterdi. Görmemek. Yaşamak değildi bu ama... parmağıyla durmasını işare...

Karlı Bir Pazar Yazısı

Intro Kendim bileli sayılara sembolizm ve anlam yüklemek hosuma gitti. Gerçek bir anlamdan bahsetmiyorum. Sadece bir şeyleri bir yere sabitleme, motivasyon noktası yaratma gibi işlevler içindi.  Defterler dolusu kendi hayalimce düzenlediğim spor ligleri var. Kendi isimlendirdiğim takımlar, her ligin kendine ait puanlaması, kuralları. En sevdiğim kısımlardan biri de bunları zar üzerinden oynatıp sonra istatistiklerini almaktı.  ÖSS'den önceki gece ya da bir önceki gece, hala balkonda yerde zar atıp kendimce averaj hesaplarken bizimkilerin koridorun ucundan göz attığını hatırlıyorum.  Bu ilgi nerede tıkandı derseniz anlamlandırma ve anlamlandırmayı geliştirme aşamasında diyebilirim. Sadece bilgisayara karşı oynadığınz bir oyundan saatler belki günler sonra kalkarken olan farkındalık hali gibi. Bir de belki katsayı sistemini geliştirmemiş olmak. Tembelliğim mi mani oldu yoksa anlam yükleyişlerimin ömrü mü yetmedi bilmiyorum ama bu liglerdeki takımlara dinamizm yükleyemedim. ...

Ahmak

Eskiden gece yazmazdım. Sabahları daha analitik, daha objektif, ve açıkçası daha çok çalışan zihnim akşamları üç noktalarla biten daha dramatik cümleler kurmaya daha meyilli olurdu. Hala da öyledir. Ancak eskisi kadar önemsemiyorum yazmayı. Ki bu yüzden daha çok yazabiliyorum zaten.  Bugün buraya yazacaklarım, derli toplu bir yazıdan ziyade, kısa bir iç konuşma tadında olacak gibi.  **** Yaşadıklarımızı önemsersek acıtabiliyor. Her şey için geçerli. Daha çok zayıf karnın oluyor, kırılabilir değerli bir şeyleri taşımak gibi. Bu hayatta çok düşünmek lazım bunlara kalkışmadan evvel. Ancak yine, şu da doğru: Eğer önemsemezsek yeterince; hayatın tadı tuzu da gidiyor. Canını acıtmayan canına dokunmuyor da. Belki en haklı ama en boktan, ve bu çağda en zor işlerden biri şu hayatı nasıl tutacağını bilememek. Çünkü hayat tek pencereden yaşanmıyor, sanki toplumdaki işçi hakları gibi, birlik olmadıkça elini uzatan daha çok zarar görür genelde. Ancak öbür türlü dedim ya, monoton bir işe gi...

Yapay Zeka & Fenerbahçe

Isınma | Intro? Uzun süre sonra 4 gün üst üste spor yapma fırsatı buldum. 20-25 dk kürek, 35-40 dk koşu mixiyle ilerliyorum. Aşina olanlar bilir; harika bir his. Insanın moduna çok yardım ediyor + kendine dair bir şeyler yapma hissi güzel. Ayrıca ben kişisel olarak bir hedef planlayıp onu takip etmekten de hayli keyif alıyorum. Açıkçası şu dönemde spor ya da iş, bu tarz meşgalelerin hayatımda önemli yeri var, iyi ki varlar.  1. Bölüm | Yapay Zeka Ve yapay zeka. İnsanlar sık sık ChatGPT ya da Gemini ile aramda olan şeyi soruyor. Sexting mi, dating mi, yoksa hayırlara vesile bir yola mı girdik :) Hiçbiri. Ancak hayatımın en temelinde bir yerde durduğu da aşikar. Bu gruba yakın zamanda Claude'u da eklemek istiyorum. Eski yazılar hatta kitap üzerinden bir edit, çeviri ve sonra da belki sesli bir versiyon oluşturmaya çalışacağım. Yeni alışkanlıklar ekleme konusunda muhafazakar ve ağır birisiyim ancak en geç bu ay sona ermeden Claude ile de yakından flört etmiş olmayı umuyorum.  Gem...

Bakü - %40 Kent Rehberi

Bayağı bir Perşembe akşamının içinden yazıyorum. Hayat çoğu günü güzel ve dolu kılabileceğimiz bir yol olsa da bazen insanın içinden gelmiyor. Ya enerjisi, ya isteği ya da olduğu insan buna izin vermiyor.  Hayatı - özellikle de kendim nedenli - ıskaladığımı hissettiğimde bazen bir duraksıyorum Olayı çok abarttığım zamanlar aklıma geliyor, kötü bir deneydi/yöntemdi. - o nedenle ben savurgan halimle de barışıp bu yaşın huzuruna geldim ya.. Uzatmaya gerek yok, en sevdiğim sözlerden biridir...  -it is what it is.  *** Bakü'ye indiğimde havanın aydınlanmasına daha iki saat vardı. Biraz havalimanında oyalandım sonra gündoğumuna doğru Hazar Denizi'ne bakan kentin bulvarına geldim. Neredeyse kimse yoktu, hava buz gibiydi. Rüzgar insanın içine işliyordu.  Ne şairane hissettim eski zamanlar gibi, ne de başka bir şey. Bir anlam aramaya mı gitmiştim; pek sanmıyorum. Ben galiba, cevapları da içimde bildiğim inancıyla, kendimle eskisi kadar açıktan konuşmuyorum.  Bulunduğum y...

Amsterdam

Son güne en çok iş bıraktığım yıl bu oldu. Tüm işleri bitirip gecenin sonunda bir şeyler karalarım diyordum ama 45 dakikalık bir mola alıp şimdi yazmaya karar verdim.  Dün akşamüstü o an gelişen bir kararla yöneticimden de Cuma için izin alıp Bakü bileti aldım. Sanırım 41. ya da 42. ülke olacak. Bu sayma işi gözümde bazen eski değerini yitiriyor gibi olsa dahi hala anlam buluyorum -ezbere bildiğim versiyonumla-. Yıllar içinde ne oldu derseniz; daha bile az plan yapmaya başladım. Yine sırt çantası, sırf pasaportta sorarlar diye havaalanında ayarladığım ilk gece dışında bir rez. yok vs. vs. Bu sefer biraz ekstra oldu çünkü kış için ayakkabım dahi yok ama ne yapalım zaman olmadı. Her şeyi son güne sıkıştıran herkes gibi ekstra bir durum çıkınca patlıyorum.  Şöyle ki, yemek ve lojistik dışında hiçbir şeye matah para vermediğim için sahip olduğum her şey "gerekirse halledilir" oluyor. Telefonumdan kıyafetime zaten hepsi kısa ömürlü ve bir aksilik olursa yerine muadili bulunur şeyl...